Aile Hukuku toplumu oluşturan bireylerin kurdukları aile birliğinin sağlıklı ve mutlu bir şekilde devamı için kurulmuştur. Kimse, kurduğu yuvanın bir gün dağıldığını görmek istemez. Aile bireyleri arasında yaşanan sürtüşmeler ve davranış bozuklukları ailenin devamını güçleştirebilir. Arzu edilmese de boşanma gündeme gelebilir. Psikolojik ve hukuki bir süreci olan boşanmanın en doğru şekilde yönetilmesi ve tarafların haklarının korunarak en başarılı şekilde sonlandırılması tüm aile bireyleri için büyük öneme sahiptir.

Boşanma davasının sonuçlanma süresi boşanma davasının türüne ve adliyedeki iş yoğunluğuna bağlı değişir. Anlaşmalı boşanma davası en kısa süren boşanma davası türüdür. Genellikle, birkaç duruşma sonunda mahkemece karar verilmektedir. Anlaşmalı boşanma olmayan boşanma davalarına çekişmeli boşanma davaları denir. Davacılar ve davalılar (taraflar), anlaşmalı boşanmadan farklı olarak; boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususlarında bir uzlaşmaya varamamış olduklarından bu davalarda hâkim daha fazla araştırma yapar ve birçok tanık dinler. Bu durum da yargılamanın uzamasına sebep olur.

Türk Medeni Kanununda düzenlenen aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları çözmek Aile Mahkemelerinin görev alanına girer. Bu sebeple, boşanma nedeni ne olursa olsun bütün boşanma davaları Aile Mahkemelerinde açılmak zorundadır. Aile Mahkemelerinin olmadığı yerlerde Asliye Hukuk mahkemeleri de boşanma ve ayrılık davalarına bakmaya görevlidir. Boşanma, geçerli olarak kurulmuş olan bir evlenmenin, eşlerden birinin talebi üzerine, kanunda öngörülen sebep ve koşullara dayanılarak mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir.


Aile Hukuku hangi önemli konuları içerir?

Aile Hukuku aile bireylerinin haklarının korunması ile boşanma sürecinin doğru şekilde yürütülmesini düzenler.

Aile Konutu

Resmen evli olan karı-kocanın beraber yaşadıkları, ortak yaşamlarını birlikte geçirdikleri, sürekliliği olan yaşam alanıdır. Eşlerin birden fazla evi olsa da yalnızca bir tanesi, yoğun olarak yaşadıkları ev, aile konutu olur. Zaman zaman yaşanılan yazlık, dağ evi, yayla evi gibi yerler aile konutu olarak nitelendirilmez.
Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Eşiniz sizin rızanız olmadıkça kira sözleşmesini feshederek evinizi tahliye etmenize neden olamaz, evi başkasına satamaz, ev üzerinde ipotek tesis edemez.
Aile konutu üzerindeki haklarınızı tam olarak korumanız için tapuda şerh koymanız doğru olacaktır. Aile konutu şerhi için dava açıp mahkemeden karar alınması zorunluluğu yoktur. Bulunduğunuz yerdeki Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yanınızda gerekli evraklarla (Nüfus cüzdanınız, evlilik cüzdanınız ve muhtarlıktan alacağınız ikametgah belgesi) gidip istemde bulunmanız yeterli olacaktır.
Tapuda bu şerh bulunmasa dahi eşinizle birlikte yaşadığınız ev aile konutudur. Lakin eşiniz bu evi satarsa burada iki sonuçla karşılaşılabilir. Eğer evi satın alan kişi bu evin aile konutu olduğunu biliyor ise, satışın iptali için dava açabilirsiniz. Bilmiyorsa, satın alan kişinin iyi niyeti korunur ve satış iptal edilemez. Bu nedenle, tapuda aile konutu şerhi koydurmanız hak kaybına uğramanızın kesinlikle önüne geçecektir.

Türk Medeni Kanunu uyarınca; Kişisel Mallar:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,

  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,

  • Manevî tazminat alacakları,

  • Kişisel mallar yerine geçen değerler.